ÇOCUKLARINIZA GÜZEL İSİM KOYUNUZ.Önce çocuklara İslami isim koymak gerekir. Bu her anne-babanın çocuğuna karşı olan görevlerinden biridir.Bir ismin güzel olması için mutlaka Kur’an-ı kerimde bulunması gerekmez.çocuğa verilecek ismin Arapça olması ya da bu ismin Kuran'da geçmesinin şart değildir, isim koyarken yadırganmayacak anlamlı olanların tercih edilmesi gerekmektedir "İsim koyarken dini bir merasim yoktur" baba ya da aile büyüklerinden birinin çocuk doğduğunda sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okumasının sünnettir."çoçuğunuza yadırganmayacak anlamlı isimler koyun".
 

Gözde Yabancı Cisim İlk Yardım Nasıl yapılır


Göz, Kulak, Burun, Boğazda Yabancı Cisim

Gözde Yabancı Cisim
Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.

Gözde yanma, batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı, kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla yıkandıktan sonra gözlerini kapattırıp cismin gözyaşı ile çıkmasını beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının kenarı ile alınabilir. Çıkartma işleminden pamuk kullanılmaz. Yabancı cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir.

Kulakta Yabancı Cisim
Kulağa nohut, mercimek gibi gıdalar, boncuk tanesi, böcek ya da bitki parçaları kaza ile kaçabilir. Özellikle böcekler hareket ve sesleri ile çok rahatsızlık verir. Su ile şişen tahıllar ve kuru baklagillerin çıkarılması çok zorlaşır. Bazen kulağı temizlemekte kullanılan pamuk, çöpler kulakta kalabilir.

Kulaktaki yabancı cisimleri çıkartmak için sivri, uzun cisimler sokmak doğru değildir. Kulak yere bakar durumda iken kulak kepçesi küçük çocukta geriye ve aşağıya büyükte geriye ve yukarıya çekilerek cisim çıkarılır. Böcekler ışık tutularak dışarıya çıkarılabilir. Başarı olunamazsa kişi nakledilir.

Burunda Yabancı Cisim
Çocuklarda görülebilir. Buruna sivri, uzun cisimler sokmamak gerekir. Yabancı cismin olduğu tarafın karşısındaki burun köküne bastırılarak kişi sümkürtülür. Başarılı olunamazsa kişi nakledilir.

Boğazda Yabancı Cisim
Boğaza takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle çıkarılır. Aksi takdirde çocuksa baş aşağı tutularak, büyükçe iki kürek kemiği arasına vurularak yardım edilir.

Yabancı Cisimlerin Yutulması
Yutulan cisim küçük, düzgün kenarlı ise kendiliğinden çıkacaktır. Müdahale gereksizdir. Sivri, uzun, batıcı, kesici cisimler yatılmış ise acilen nakledilir.

İlkyardım Uygulanabilecek Kazalar

YANIK

Doğrudan ateş ya da yüksek ısı veren fiziksel kimyasal etkenlerl karşılaşma sonucu yanıklar oluşur. Bu etkenler ateş, elektrik, güneş, sıcak su ya da yağ, kimyasal maddeler, sıcak metal cisimler olabilir.

Yanık cilt, açık yara gibi değerlendirilmelidir. Vücut bu kısımdan su kaybeder ve açık yara gibi mikroplanmaya açıktır. Toplam vücut yüzeyinin %20'sinden fazlasını etkileyen yanıklar yaşamsal tehlike doğurur.

Yanıklar, ortaya çıkan tahribata göre derecelendirilir.

1. Derece Yanıklar

  • En çok güneşte fazla kalma nedeniyle olur.
  • Cildin kızarması ve şiddetli ağrı ile tanınır.
  • Kendiliğinden iyileşip, cilt normal görünümünü alabilir.

Elbisesi tutuşan kişi yere yatıp kendi etrafında dönmelidir

2. Derece Yanıklar

  • Kızarıklığa ek olarak su dolu keseciklerin görünmesi ile tanınır.
  • En sık sıcak sıvılar ile olur.Ağrılı ve ciddi yanıklardır.
  • Su keselerini patlatmak sakıncalıdır.
  • Doğru bakım yapılmaz ise iz kalır. Mikrop üremesine açıktır.

3. Derece Yanıklar

  • Cildin tamamı etkilenmiştir. Ağrı azdır. Hayati tehlike yaratacak sıvı kayıpları ve iltihaplanmalar mümkündür.
  • Yanıklarda ilkyardımcının ilk amacı, yanığa neden olan madde ya da kaynağın uzaklaştırılmasıdır.
  • Tutuşmuş kazazedenin kaçması önlenir. Üzerine bir örtü atılarak ya da yuvarlanarak söndürülür.
  • Yanıklı kazazede soyulurken cilt de soyulabileceğinden elbiseler kesilerek çıkartılır.
  • Tüm yanıklarda ilk yapılacak işlem, yanık bölgenin ağrı geçene ve sonra 10 dakika kadar soğuk suda tutulmasıdır.
  • Yaralının üzerinde yüzük, bilezik, saat, künye varsa çıkarılır.
  • Yanık bölge üzeri ıslak, temiz bir bezle örtülür.
  • Bu nitelikte malzeme yoksa açık bırakılır.
  • Bilinç açık ise ağızdan sulu gıdalar ve su verilir. Şoka karşı uygun pozisyonda tutulur.
  • İkinci ve üçüncü derece yanıklar var ise kişi nakledilir.

SICAK ÇARPMASI

Güneşte fazla kalma sonucu ortaya çıkar. Güneş çarpması olarak da bilinir. Kazazede aşırı terlemektedir ya da terlemiştir. Vücut sıcaklığı 40 derece ya da üzerinde olabilir. Nabız hızlı, bilinç bulanıktır. Aşırı susuzluk hissi, halsizlik ve ağrılar vardır.

Bilinç kapalı ise;

Kazazede gölge, serin bir yere taşınır.

ABC kontrol edilir, serinletilir.

Bilinç açık ise
Kazazede serin bir yere taşınır, yarı oturur pozisyon verilir. Su serpme, ıslak havlu ve hava akımı kullanılarak (yelpaze, vantilatör vb.) serinletilir, su ve alkolsüz içecekler verilir. Fazla giysileri çıkarılır.


SUDA BOĞULMA

  • Havuz ya da denizde çırpınmakta olan kişiye suda kurtarmaalmamış kişilerin, yüzme bilseler dahi yaklaşmaması gerekir.
  • Bir tekne ile yaklaşmak mümkün değil ise, ipe bağlı bir can simidi ya da tahta parçası, çırpınan kişiye yardım amacı ile atılabilir.
  • Uzun bir sırık ya da ip ile kişiye ulaşmak denenebilir. Bunlar yapılamıyorsa, çırpınmaların bitmesi beklenir .
  • Tekneye ya da sahile çıkarılan kazazedenin ABC?si kontrol edilir.
  • Normal solunum ve dolaşım sağlandıktan sonra bilincin durumuna göre pozisyon verilir.
  • Üzeri örtülerek nakledilir.

HAYVAN ISIRIĞI

Bir tahrik olmaksınız saldırarak ısıran kedi ya da köpeğin kuduz olmasından şüphe edilmelidir. Kuduz mikrobu ısırılmış bölgeden vücuda girer. Isıran hayvanın gözlem altına alınması gerekir.

Isırılma halinde, ısırık yeri hemen bol su ve sabun ile iyice yıkanır. Kazazede yürütülmeden nakledilmelidir.
Arı Sokması

İğnenin girdiği yerde kızarıklık, ağrı, kaşıntı, şişme olabilir. İğne hala ciltte ise düzgünce çıkarılır. İğne yerine buz koyarak soğutma yapılır. Alerjisi olanlar, astımlılar, ağızdan sokulanlar, çok sayıda arı tarafından sokulanların hemen nakli gerekir.
Yılan Sokması

Yılan zehirlenmelerinde ısırık yerinde ağrı, şişlik, morluk, hassasiyet vardır. Sokulan yer hareket ettirilmeden yıkanır. Isırılan yerin birkaç cm yukarısına boğucu sargı uygulanır. Isırık yeri 0.5 cm kesilerek ve elle sıvazlanarak zehrin kısmen çıkması sağlanır. Yaranın emilmesi etkili değildir ve zararlı olabileceği için uygulanmamalıdır. Isırık yerine buz uygulanabilir. Kişinin yatarak nakli sağlanır.
Akrep Sokması

Akrep sokmasında yara yerinde ağrı ve uyuşukluk olur. Solunum bozulabilir. Sokulan bölge yıkanır, buzla soğutulur, sokulan kol veya bacakla vücut arasına boğucu sargı uygulanılarak akrep antiserumu bulunabilecek bir merkeze yatarak nakledilir.

Kanama Kontrolü

Kanın, normal olarak içinde bulunduğu kalp ve damarlardan dışarıya çıkmasına kanama denir.

Nedeni ve yeri ne olursa olsun, durmayan ya da durdurulamayan her kanama, şok, hatta ölüme yol açar. Kazalarda ölümlerin önemli bölümü bir kanamadan kaynaklanır. Kanama kontrolü bir ilkyardımcının en çok gereksinim duyacağı ve kullanacağı becerilerdendir.

Kanamaları zedelenmiş damar çeşidine göre üçe ayırabiliriz;
1. Kılcal damar kanamaları: Kılcal damarlar hücrelere ulaşan son damar uzantılarıdır. Çok ince olup içlerinde çok az kan bulunduğu için zedelenme, kesilmelerinde ancak sızıntı tarzında ve hafif bir kanama olur. Bir kesi ya da darbe sonrası ortaya çıkabilir. Hemen her zaman, dış müdahale olmasa bile, kendiliğinden sona erer. Hayati tehlike yaratmaz.

2. Toplardamar kanamaları: Toplardamarlar hücrelerden dönen kanı kalbe taşıyan, düşük basınçlı kan akımı olan damarlardır. Cilde yakın, yüzeysel toplardamarlar kol ve bacak, el, ayak sırtında rahatça seçilebilir. Toplardamar kesileriyle olan kanamalarda koyu renkli, taşma tarzında kan kaçışı görülür. Çoğu kez doğrudan baskı uygulayarak kontrol altına alınabilir. Genellikle yaşamı tehlikeye sokmaz.

3. Atardamar kanamaları: Atardamarlar kalbimizden yüksek basınçla pompalanan kanı hücrelere ileten, toplardamarların tersine kol ve bacakta derinde yol alan damarlardır. Atardamardan olan kanamalarda, açık renkli kanın, yara ağzından kalp atımına uyumlu şekilde fışkırarak çıktığı izlenir. Genellikle durdurulması daha zor olan, hayati tehlike yaratan kanamalardır.

Kanamaları konumu ve yönüne göre de üçe ayırmak mümkündür.

Kanın kaçışının gözle izlenebildiği kanamaya dış kanama adı verilir. İç organlara ait damarlar, ya da vücut içinde kafa-göğüs-karın boşluklarında yerleşik damarların, bir darbe ya da kesici delici bir aletle parçalanmasıyla ortaya çıkan kan kaçışı dışardan görülmez. Bunlar, iç kanama olarak adlandırılır. Kanayan damarın vücudun iç organlarında olduğu kanamalar, doğal deliklerden dışarıya doğru kanama olarak adlandırılır.

Kanamada ilkyardımcının amacı, önce damardan kan kaçışını önlemek, sonra da, kan hacmi azaldığı için şoka karşı önlem almaktır.

Kanamaya müdahalede en basit, risksiz, malzeme gerektirmeyecek yöntemden daha etkili, ancak uygulaması daha zor, riskler taşıyan yönteme doğru bir sıra izlenir. Değişik yöntemlerle damarı sıkıştıran, içinden kan geçmesi ve dışarıya kaçmasını önleyen ilkyardımcı, damardan kan kaçışını önleyen sağlam pıhtı oluşuna kadar uygulamasını sürdürmelidir.

Kanamayı durdurmak için kullanılan ilkyardım yöntemleri sırayla;
1. Kanayan yer üzerine doğrudan baskı yapmak,
2. Kanayan damarın kalpten geliş yolu üzerindeki özel noktalara baskı yapmak,
3. İlk iki yöntemle kontrol edilemeyen özel durumlarda, turnike-boğucu sargı yapmaktır.

Ufak bir keside, kesi yerinin su ve sabunla yıkanıp üzerine birkaç dakika bastırılması yeterli olacaktır. Üzeri bir yara bandı ile kapatılabilir.

Daha büyük bir yaralanmada, yara bezi üzerinden avuç ya da parmaklarla yapılacak baskı ile kanama durdurulduktan sonra, yeniden açılmayı önlemek için rulo, ya da, bohça haline getirilecek yara bezleri ile, üzerine sıkı bandaj yapılması uygun olur. Kanamalı kişinin sakinleştirilmesi ve kanayan kol ya da bacağın yukarıya kaldırılması, kanamanın durmasını kolaylaştıracaktır. Kanla ıslanan bandaj sökülmez, üstten yenilenir.

Doğrudan baskı ile kontrol edilmeyen kanamalarda, ilkyardımcı kanamanın yerine uygun bir noktadan, baş parmağı ya da yumruğu ile baskı yaparak, kanı getiren atardamarı sıkıştırır. Ancak uygun baskı noktaları bu konuda beceri eğitimi almadan kullanılmamalıdır.

Organ kopması birden fazla atardamar kanamasına yanı anda baskı uygulayamayacak tek ilkyardımcı olması, kazazedenin yanından ayrılma zorunluluğu, ilkyardımcının uzun sürecek yol boyunca baskı yapacak gücü olmaması durumunda, son çare olarak, boğucu sargı-turnike uygulanır. Uygulama omuz-dirsek ya da diz-kalça arasındaki tek kemikli bölgeye yapılır. Kan dolaşımının tam olarak kesilmesi kalıcı doku hasarlarına neden olabileceği için istenmeyen bir uygulamadır.

Her yüz kanamalı olaydan doksanının yara yerine baskı yapılarak, geri kalan on olayın dokuzunun özel noktalara baskı ile kontrol altına alınabileceği, turnike-boğucu sargının çok az başvurulacak yöntemler olduğu unutulmamalıdır.

İç Kanamalarda İlkyardım

İç kanamada ilkyardımcı kanamanın varlığını dışarıdan göremez. Büyük kemik kırıkları, kafaya gelen darbeler, tüm vücudu etkileyen kazalarda, dıştan izlenebilen kanama olsun ya da olmasın, iç kanamadan şüphe edilmelidir.

- Huzursuz kazazede, görme
? işitme sorunları, uyuklama hali
- Soğuk, soluk, nemli cilt
- Karında sertlik ve bastırmakla ağrı
- Vücutta yaygın sıyrık, morluk, şişlikler
- Halsizlik
- Susuzluk hissi
- Sayısı artmış ancak zayıf solunum ve nabız varsa iç kanama düşünülmelidir.

İç Kanama Düşünülen Kazazede İçin Yapılacaklar:
1. Şok ile mücadele et (ayakları yüksek olarak yatır, ısıt)
2. Hızlı naklet

Kırık, Çıkık ve Burkulma

Yüksekten düşen, üzerine bir cisim düşen, trafik kazası geçiren kazazedelerde kırık, çıkık ve burkulmalara sıklıkla rastlanır. Kırıklar, büyük kemik kırıklarında görülebilen iç kanamalar dışında, hayatı doğrudan tehdit etmeyen olaylardır. Bununla birlikte, hatalı yaklaşımlar sonucu bir boyun ya da omurga kırığı olan kazazede felç kalabilir, kol yada bacak kemiği kırık bir kazazedede kol ve bacak damarları ve sinirleri kesilip durum ağırlaşabilir, yerine takma çabası içine girilen omuz çıkığı ameliyatla dahi düzelemeyecek hale gelebilir.

Kırık, çıkık, burkulma gibi kemik ve eklemi ilgilendiren olaylarda ilkyardımcının temel hedefi, sorunlu vücut uzantısı ya da bölümünü hareketsiz hale getirerek, kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek, ağrısız ve güvenli bir şekilde naklini sağlamaktır.

Kırıklarda İlkyardım
Kemik bütünlüğünün çarpma ya da düşme sonucu ortadan kalkmasına kırık denir. Kırık kemik parçaları cildi delerek dışarıya çıkmış ise buna açık kırık, cilt sağlam ise kapalı kırık olarak tanımlanır.

Aşağıdaki maddelerin birkaçının varlığında kırıktan şüphelenmek gerekir.

- Düşme, üzerine düşme, çarpma tarif edilmesi
- Sorunlu bölgede hareketle ya da temasla çok şiddetlenen ağrı
- İlgili vücut bölümünde şekil bozukluğu, simetrinin kaybolması
- Kırılma sırası ya da sonrasında kırık sürtünme sesinin duyulmuş olması
- Kırık bölgesinde şişlik, morarma ,
- Kol ya da bacakta kısalma
- Eklem olmayan bir yerde, eklem varmış gibi açılaşma olması
- Deriyi parçalamış kırık kemik ucunun dışarıdan görülmesi
- Hareket kısıtlılığı ya da hiç hareket ettirememe
- İlgili bölgede hissetmede azalma, uyuşma, karıncalanma
- Dolaşımda aksama sonucu soğuma

Kırığı olan, ya da kırık şüpheli kazazedeye ilkyardım uygularken, aşağıdaki ilkelere uymak gerekir:

  • - Kırık olmadığına kanaat getirilmiş bir kazazede kesinlikle yerinden oynatılmamalıdır. Kırık bölgenin hareket ettirilmesi sonucu kırık parçanın keskin kenarı etrafındaki bir damar ya da siniri kesebilir, kas dokusunu zedeleyebilir.
  • - Kazazedenin oturması ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmez, kırık şüpheli bölge hareketsizleştirilmeden taşıma yapılmaz.
  • - Kaza ortamında hayatı tehdit eden bir zararlı etkenin bulunmadığı her durumda kırığa müdahale bulunduğu ortamda yapılır.
  • - Kırık açık kırık şeklinde ve kopuk kemik parçaları görünüyorsa parçalara dokunulmaz.
  • - Kırıklı uzvun bileğinden nabız ve bölgede kanama olup olmadığı kontrol edilmelidir.
  • - Açık kırıklarda görünen kemik parçasını içeri sokmaya, kemik uçlarım birleştirmeye, kol ya da bacakta bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmamak gerekir.
  • - Kırıkla beraber kanama-şok belirtileri varsa öncelikle bunlara müdahale edilir.
  • - Boyun kırıklarında hatalı taşıma ve gereksiz hareketler omurilik zedelenmesi sonucu tüm vücutta felçle sonuçlanabilir. Boynun desteklenmesi ve hareketsizleştirme hayati önem taşır.
  • - Başa gelen darbeden sonra burun ve kulaktan su gelmesi; gözlük şeklinde morarma, bayılma, uyku hali, nabız ve solunum zayıflaması, gözbebeklerinde büyüklük farkı, püskürür tarz kusma, kafa kemiklerinde çökme şeklinde şekil bozukluğu varsa; kafatasında kırıkla beraber beyinde de sıkıntı var denektir. Acilen kazazedenin nakli gerekir.
  • - Sorunlu bölgenin hareketsizleştirilmesi, yani tespit edilmesi ağrıyı azaltacak, kırık uçlarının çevre dokuları zedelemesini önleyerek, kırık uçların birbirinden ayrılması ya da deriden dışarı çıkmasına engel olacaktır. Böylece iyileşme de daha kolay olacaktır.
  • - Tespit işlemi, kırık kemikleri ilgilendiren iki eklemin sert-uzun bir cismin yardımıyla hareketsiz hale getirilmesidir. Bu amaçla kullanılacak standart malzemenin bulunmadığı yerlerde ilkyardımcı pratik çözümler aramalıdır. Bir dal parçası, katlanmış gazeteler, karton kutular, baston ya da şemsiye atelle tespitte, kazak-ceket gömlek vb. eşyalar askı ile tespitte, kemer, kravat, gömlek kolu gibi eşyalar sargı olarak kullanılabilir. Hiçbir malzeme bulunamaz ise kazazedenin sağlam bacağı kırık bacağa atel olabilir

Kol ve Bacakta kırık

Çıkıklarda İlkyardım
Bir eklemi meydana getiren kemiklerden birinin, bir dış etki sonucu normalde bulunduğu yerden ayrılmasına çıkık denir. Eklem bağlarının normalde izin vermeyeceği bir harekete zorlanan kemik bağları, aralayarak ya da yırtarak yerinden uzaklaşır.

  • - Eklemin ve vücut uzantısının görünümünde bozukluk
  • - Ağrı nedeniyle kısıtlanmış ya da tamamen ortadan kalkmış hareket
  • - Hassasiyet ve şişlik görülmesi çıkık düşündürmelidir.

Çıkmış bir kemiği, eklem boşluğuna ancak yetkili ve deneyimli bir kişi yeniden yerleştirebilir. Yetkisiz kişilerce yapılan denemeler ise damar-sinir sıkışmalarına, eklem bağlarının düzelemeyecek ölçüde tahrip olmasına, sık sık çıkığın tekrar etmesine (alışkanlık çıkığı) neden olabilir. İlkyardımcın görevi, yetkili ve deneyimli bir sağlıkçıya ulaşana kadar çıkık eklem bölgesini hareketsiz hale getirmektir. Bu amaçla askı, atel ve sargı uygulamaları
yapılır

Burkulmada İlkyardım
Eklem bağlarının kopması, ya da kısmen zedelenmesine burkulma denir. Ağrı, hassasiyet, şişlik ve morluk görülebilir. Zorlanan eklem buz torbası ve benzer uygulamalarla soğutulur. Varsa, elastik bandaj uygulanarak şişlik önlenmeye çalışılır. Zedeli eklem kullanılmadan ve hareket ettirilmeden, mümkünse yukarıda tutularak taşınır.

Şok

Değişik nedenlerle kalbin pompalama etkinliğinin zayıflaması, ya da, damarlarda pompalanacak yeterli kan olmaması halinde, ciltte, bilinçte ve kaslarda ortaya çıkan ilerleyici nitelikte belirtilerin tümüne şok denir. Müdahale edilmezse, belirtiler ilerler, kişi ölebilir.

Aşırı kanamalar, ishal, yanıklar, kusma, kalp krizi, aşırı korku ve heyecan, allerjik olaylar, aşırı ağrılı olaylar şok nedeni olabilir.

Şok belirtileri:
- Soğuk, soluk, nemli deri
- Eller ve ayaklarda soğuma, his kaybı
- Nabız sayısında artma, nabızın zayıflaması
- Solunumun sayıca artması, ancak yüzeyselleşmesi
- Göz kararması, halsizlik
- Bulantı, kusma
- Huzursuzluk
- Aşırı susuzluk hissi, ağızın kurumasıdır.

Başlangıçta açık ya da bulanık olabilen bilinç, zamanla kapanabilir. Şokla mücadelede temel ilke, kan kaybı varsa daha fazla kaybın önlenmesi, mevcut kanın daha hayati organlarca kullanılması için uygun pozisyon verilmesidir.

Şok pozisyonu için kazazede, bilinci açıksa sırtüstü, bilinci kapalı ise, yan güvenli pozisyonda yatırılır. Daha sonra ayakları 30 cm yukarı kaldırılır. Üzeri battaniye ile örtülür ve 112?ye haber verilir.

Bilinç Kaybı

Beyine giden kan miktarının azalması sonucu, beş duyu organından gelen uyarılara geçici olarak cevap verememe haline bilinç kaybı, ya da bayılma denir. Bu durumdaki bir kişi, sözle ya da dokunarak kendisine ulaşmaya çalışan ilkyardımcıya cevap veremez, ancak, ağrı yaratan bir uyarana refleks karşılık verir.

Basit bayılmalar genellikle uzun süren açlıklar, ağır yorgunluk, uykusuzluk, ani korku ya da acılar sonucu olarak ortaya çıkar.

Bu durumdaki bir kazazedeye ağızdan yiyecek, içecek verilmez, giysileri rahatlatılır, ayakları yukarıya kaldırılır, kusma olabileceği için yan güvenli pozisyonda tutulur. Kendine gelmeye başlayan kazazede hemen ayağa kaldırılıp, yürümeye zorlanmamalıdır.

Koma

Bilinç kaybının en ileri durumu komadır. Sözlü uyaranlara ek olarak, komadaki kişi ağrılı uyarılara da cevap vermez. Kolunun kuvvetli bir şeklide cimdiklenmesine, hatta cildine batırılacak bir iğneye hiçbir tepki vermez. Beyin hücreleri canlılığını hala koruyor olmakla beraber, hiçbir uyarıya cevap çıkartamayacak ölçüde sıkıntıdadır.

Koma Nedenleri:
- Ağır kafa darbeleri (kafada darbe izleri, nedensiz püskürür tarz kusma)
- Beyin kanamaları ve inme (cebinden tansiyon ilacı çıkabilir, yüz ve vücut simetrisi bozuktur)
- Beyin tümörleri (düzensiz, şiddetli baş ağrıları ve çeşitli belirtiler)
- Beyin zarının iltihabi hastalıkları (yüksek ateş, ciltte döküntüler)
- İlaç zehirlenmesi (etrafta boş ilaç şişesi ya da enjektör, kusmukta ilaç)
- Aşırı alkol alımı (nefesinde alkol kokusu)
- Karaciğer yetmezliği (ince, bitkin bir vücut, bazen şişmiş bir karın)
- Üre birikimi (cilt renginde değişiklik, zihinsel sorunlar, halsizlik)
- Şeker hastalığı (nefesi meyva kokar, kalp hızlı, cilt kuru ve sıcaktır, karın ağrısı kusma)

Komadaki kazazedenin özellikleri:
- Yardım isteyemez, kolayca zarar görebilir
- Dikkatli incelenmezse öldüğü sanılabilir
- Solunum ve dolaşımın bozulma riski vardır
- Soluk yolu her an tıkanabilir
- Her an kusabilir
- Göz kapağı refleksi bozulmuştur
- Öğürme ve öksürük refleksi çalışmayabilir

Komadaki kazazedeye müdahale ABC ile başlar. Solunum ve dolaşım normal ise koma pozisyonunda (yan güvenli pozisyon) tutulur ve nakledilir. Nedene uygun müdahalelerle yaşamı kurtulup, zaman içinde tamamen normale de dönebilir.

Elektrik Çarpması

Elektrik çarpması evlerdeki pirizler-elektrikli aletlerden kaynaklanan elektrik kaçakları, enerji iletim kablolarının kopması ya da direklere tırmanılması, yıldırım düşmesi ile ortaya çıkabilir.

Deri üzerinde yanık, solunum ve dolaşım sisteminde bozukluk, bilinç kaybı sonucu düşme ve buna bağlı kırıklar elektrik çarpmasının muhtemel sonuçlarıdır. Elektrik çarpmasının damarlar üzerindeki etkisi, kalıcı, geç ortaya çıkan sorunlar yaratabilir. Tellere asılı, ya da elektrik tellerine temas halinde yerde yatarken bulunan kişide, elektrik çarpması düşünülmelidir. Bazen kazazede bayılmadan önce kablodan ayrılmayı başarmış olabilir. Kimi kısa süreli, düşük voltajlı elektrik çarpmalarında kazazedenin bilinci açık olup, cilt üzerinde dahi hiç iz bulunamayabilir.

İlkyardım Müdahalesi Üç Aşamadan Oluşur:
1. Elektrik akımı şalterden kesilmeli, bu yapılamıyorsa çıplak kablo ile kazazedenin teması iletken olmayan bir cisim kullanılarak kesilmelidir.
2. Kaza ortamında hemen ilkyardımın ABC?si kontrol edilmeli ve sağlanmalı, bilinç kaybı var ise koma pozisyonu verilmelidir.
3. Yanık varsa bakımı yapılır, fiziksel ve psikolojik olarak rahatlatılır, kazazede ayağa kaldırılmadan nakli sağlanır. Düşmeye bağlı kırık varsa tespit işleminden sonra nakil gerçekleştirilir.

Donuk

Aşırı soğuk ortamda uzun süre kalınması sonucu donma ortaya çıkar. Kazazede halsiz, uykuludur. Donuk vücut bölümleri beyaz, sert, soğuktur. Henüz donmamış kısımlar kızarık olabilir. Hareketleri ağır ve ağrılıdır. Ciltte su dolu keseler görülebilir. Donmuş kısımlarda duyu kaybı vardır.

Karla ovuşturmak, masaj yapmak, kumaş parçaları sürterek ısıtmaya çalışmak, sıcak odaya ya da sıcak suya sokmak, bandaj yapmak, cilde ilaçlar sürmek, alkol ya da sigara vermek sakıncalıdır.

İlkyardımcı önce kazazedenin ıslak giysilerini çıkartıp kurumasını sağlamalıdır. Donmuş bölgeler temas, sürtünme, doğrudan ısıdan korunmalı, yüksekte tutularak bir battaniye ile sarılmalıdır. Isıtma işlemi yavaş ve aşamalı olarak yapılmalıdır. Ilık su bu amaçla kullanılabilir. Kazazedeye ılık içecekler ve şekerli sıvı gıdalar verilebilir.

Kalp Krizi
Şiddetli göğüs ağrısına şok belirtileri eklenen bir kişinin kalp krizi geçiriyor olabileceği düşünülmeli, sakinleştirilmeli, oturtulmalı ve nakledilmelidir.

Yüksek Ateşe Bağlı Havale
Genellikle iltihabi hastalıklar arasında yükselen ateşe bağlı olarak küçük çocuklarda ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin yüksek ısıda normal çalışmayıp kontrolsüz emiriler iletmesi sonucu bilinç kapanıp, titreme-kasılmalar ortaya çıkar. Çocuğun üzerinin soyulması, ıslak havlularla serinletilmesi ya da yıkanması yoluyla ateşi düşürülerek havale durdurulabilir.

Sara-Epilepsi Nöbeti
Doğuştan ya da sonradan ortaya çıkabilen, bir grup beyin hücresinin düzensiz emirler üreterek beyinin çalışmasını geçici olarak bozması ile oluşan bir durumdur.
Bilinç kaybı, idrar kaçırma, çenenin kilitlenmesi, adalelerde kasılmalar görülür. Nöbet sırasında solunumda bozularak ağızdan köpüklü tükürük akar.

Kendiliğinden düzelene kadar kişinin dilini ısırması ve başını bir yere çarpması engellenir. Bu amaçla dişler arasına rulo yapılmış bir kumaş parçası ya da mendil konur. Baş iki el ile kontrol altına alınır, altına yumuşak destekler konur. Nöbetin sonlandığı görülünce hasta nakledilir.

Ev Yangınları Güvenlik Rehberi

ABD'de Ulusal Yangın Önleme Derneği'ne (NFPA) göre her yıl 3.300 kişi ev yangınları nedeniyle ölmekte ve bu ölümlerin 700'ü 14 yaş altı çocuklarda olmaktadır. Yine aynı kaynağa göre ev yangınlarının nedenleri şöyle sıralanıyor; Sigara %26, kasti yangın %16, ısınma %14, çocuk oyunları %10, elektrik %10, yemek pişirme %6, diğer%16.

Evlerimizi yangından nasıl korumalıyız?

Duman Algılayıcıları:
Algılayıcılar yangın dumanlarının belli bir düzeye ulaştığında bize haber veren elektronik sistemlerdir.

Bu sistemler;
1. Evde yangın tehlikesi olacak her yere takılmalıdır.
2. Elektrik kesildiğinde de otomatik dolan akü ya da pil yolu ile de çalışabilmelidir. Aküler ayda bir kez kontrol edilmelidir.

Yangın Söndürücüleri:
1. Evde yangın tehlikesi olan her yerde, yeteri kadar ve uygun yangın söndürücü bulunmalıdır.
2. Ev halkı yangın söndürücülerin kullanımı konusunda yeterli eğitimi almalıdır.
3. Özellikle mutfaklarda elektrik, yağ ve mobilya yangılarına uygun söndürücüler seçilmelidir.

Yanıcı ve yakıcılar:
1. Kibrit, çakmak ve mum gibi yanıcılar çocuklardan uzak tutulmalıdır.
2. Yatak odasında sigara içilmemelidir. Sigara atıkları dökülmeden söndürülmelidir.
3. Mutfakta ve mutfak araçlarında yağların birikmesi önlenmelidir.
4. Yemek pişirme alanı yakınında havlu, temizlik bezi ve perde bulunmamalıdır

Yangından kaçış planı:

1. Yangından kaçış yolları (iki adet olması önerilmektedir) önceden belirtilmelidir. 2. Aile bireyleri yangından kaçış planı üzerine eğitilmeli, eğitim aralıklarla yinelenmelidir.
3. Kaçış planında çocuklara ve yaşlılara mutlaka yer verilmelidir.
4. Yangının ya da acil durumların haber verileceği telefon numaraları kolay görülebilir bir yere asılmalıdır.
5. Bir elektrik prizine fazla bağlantı yapılmamalı, prizlerde toprak hattı bulunmalıdır. (Elektrik sisteminin aşırı yüklenmediğinden emin olunmalıdır. Elektrikli ev araçlarının kabloları kontrol edilmelidir. Kullanmadığınız zaman bağlantıları kesilmelidir. Gaz ya da elektrikle çalışan mobil ısıtıcıları üretici talimatlarına göre kullanılmalıdır. Yanma tehlikesi olan ev eşyaları ısıtıcılardan uzak tutulmalıdır. Olanaklı ise uzatma kablosu kullanılmamalıdır.)
6. Tüm elektrikli ev araçları su kaynaklarından uzak tutulmalıdır.
7. Zedelenmiş kablolar değiştirilmelidir.
8. Çocuklu evlerde elektrik prizleri korumalı olmalıdır.
9. Ev halkı elektrik şoklarına karşı eğitilmelidir.

Televizyon yangınlarını önleme ipuçları:

Televizyonlar (TV) kapalı bir kütüphane ya da dolap içinde ise mutlaka yeterli havalandırma alanı bulunduğuna emin olunmalıdır.

1. TV dolaplarının havalandırma boşluklarına,havalandırma kesecek gazete, örtü gibi malzemeler bırakılmamalıdır.
2. TV'nin üzerine mum, elektrik lambası gibi araçlar konulmamalıdır.
3. İçinde vazo gibi sıvı bulunan süs eşyalarının bir kaza anında dökülmesi kısa devreye neden olur ve yangın çıkarabilir.
4. TV'ler perde önüne yerleştirilmemelidir.
5. Uzun süre kullanılmayan TV'lerin elektrik kabloları ve anten bağlantıları kesilmelidir.

TV'den duman çıkıyor ya da tüpü patlamış ise ne yapmalı?

1. Hemen elektrik fişini çekin.
2. Hala duman çıkıyor ise yangın söndürücü ya da su kullanın. İtfaiyeye haber verin.

Ev Yangınları Güvenlik Rehberi Evet sayınız ne kadar çok ise yangın riski o kadar az demektir (E: Evet, H:Hayır).

Odun Sobaları
1. Soba üreticinin önerdiği yere konmuştur. E/H
2. Soba bacaları sık sık kontrol edilmekte, her kış sezonunda temizlenmektedir. Sobalar yanmayan
bir zemin üzerine oturtulmuş ya da zeminle soba arasına yanmaz bir koruyucu yerleştirilmiştir. E/H
3. Perde, sandalye vb. tahta, kumaş eşyalar sobadan etkilenmeyecek uzaklıktadır (60 cm) E/H
4. Sobada uygun yakıt yakılmaktadır. E/H
5. Küller metal taşıyıcılar aracılığı ile boşaltılmaktadır. E/H

Kerosen Sobalar
1. Yalnızca evde ısınmak amacı ile üretilen kerosen sobaları kullanılmaktadır. Bu durum üretici sertifikası ile belgelenmiştir. E/H
2. Soba, hol, kapı gibi ev trafiğinin yoğun olduğu yerlere konulmamıştır. E/H
3. Sobalar kullanılmadığında oda dışında, çocukların ulaşamayacakları bir yerde depo edilmektedir. E/H
4. Sobanın yakıt giriş kapağı sıkıca kapalıdır.E/H
5. Sobanın kullanıldığı yer iyi havalandırılmaktadır. E/H

Doğal Gaz Sobaları
1. Yalnızca "vented" tipi ısıtıcılar kullanılmaktadır. E/H
2. "Vented ısıtıcılar dışarda uygun biçimde "vented" edilmektedir. E/H
3. "Unvented" ısıtıcıların üzerinde uyarı bulunmaktadır. E/H
4. "Unvented" sobalarda "pilot güvenlik sistemi" bulunmakta, yetersiz temiz hava akımı olduğunda gaz otomatik olarak kesilmektedir. E/H
5. Üreticinin pilotu ateşleme kuralları uygulanmalıdır. E/H
6. Pilot açılmadan önce kibrit alevi hazır tutulmaktadır. E/H
7. Yanıcı malzemeler, özellikle sıvılar sobadan en az 60 cm uzakta durmaktadır. E/H

Taşınabilir Elektrik Sobaları
1. Elektrik sobalarının kabloları bu işe uygun seçilmiş ve TSE standardındadır. E/H
2. Geceleyin ve uyurken sobanın elektrik bağlantısı kesilmektedir. E/H
3. Sobalar yalnızca yerde kullanılmaktadır. E/H
4. Yanıcı malzemeler ve özellikle sıvılar sobadan en az 60 cm uzakta durmaktadır. E/H
5. Elektrik sobaları çamaşır kurutmak amacıyla kullanılmamaktadır. E/H

Mutfak Ocakları
1. Ocak ve fırın üzerindeki dolaplara yanıcı, alev alıcı sıvı malzeme yerleştirilmemektedir. E/H
2. Yemek pişirirken kısa kollu ya da kolları düğmeli/lastikli elbise giyilmektedir. E/H
3. Çocuklar için ilgi çekici süs eşyaları ocak ve fırın yakınında bulunmamaktadır. E/H
4. Yemek pişirme sırasında ocak terk edilmemektedir. E/H

Sigara, Çakmak, Kibritler
1. Çakmaklar ve kibritler çocukların uzanamayacağı yerlede saklanmaktadır. E/H 2. Çakmak ve kibritler çocukları eğlendirmek amacıyla kulanılmamaktadır. E/H

Yanma Tehlikesi Olan Eşyalar
1. Güvenlik nedeniyle döşemelik kumaşlar yün, termoplastik, fiber ya da vinil türü malzemeden seçilmektedir. E/H
2. Toplantı ve eğlence gecelerinden sonra koltuk araları sönmemiş sigara izmaritlerine karşı kontrol edilmektedir. E/H

Yatak Odaları
1. Yatakta asla sigara içilmemektedir. E/H
2. Isıtıcılar ve kül tablaları yataktan uzakta tutulmaktadır. E/H

Giyim İçin Seçilen Kumaşlar
1. Giyim için satın alınacak kumaşlar fiber katkılı olanlardan seçilmektedir. E/H
2. Çocukların gece giyimleri için yangına karşı dirençli kumaşlar yeğlenmektedir. E/H

Yanıcı ve Parlayıcı Sıvılar
1. Yanıcı sıvılar cam dışındaki kaplarda, ağzı kapalı, üretici firma istekleri doğrultusunda ve üretici etiketi korunarak saklanmaktadır. E/H
2. Yanıcı sıvılar ateşten, su ısıtıcılarından uzak yerlerde depolanmaktadır. E/H
3. Çocuklar bu tür sıvılara ulaşamamaktadır. E/H

Duman Dedektörleri
1. Her odada duman dedektörü vardır. E/H
2. Dedektörler her ay kontrol edilmekte ve aküleri yılda bir kez değiştirilmektedir. E/H
3. Akülerin elektrik bağlantıları kesilmemektedir. E/H

Yangın Söndürücüleri
1. Evde her türlü yangın için taşınabilir yangın söndürücü bulunmaktadır. E/H
2. Yangın söndürücülerin sayısı ve kapasitesi uygun olarak hesaplanmıştır. E/H
3. Yangın söndürücülerin kullanımı konusunda ev halkı yeterli eğitimi almıştır. E/H

Kaçış Planı
1. Evde yangından kaçış planı vardır. E/H
2. Ev halkına yeterli eğitim verilmiştir. E/H

İlk Yardım Çantasında Bulunması Gereken malzemeler

* Yapışkan rulo bant

* Rulo sargı bezi

* Kendinden ilaçlı küçük yara bandı

* Yaraları örtmek ya da temizlemek için steril kare gaz bezi (10 cmx10 cm)

* Burkulma ve incinmelerde kullanılmak üzere 5, 7 ve 10 cm'lik elastik bandaj

* Üçgen bandaj; havlu, örtü ya da turnike olarak kullanılmak üzere.

* Kaşıntı ve böcek sokmalarında kullanılmak üzere, sprey ya da losyon anestetikler

* Alerjik reaksiyonlar için tablet ya da şurup antiallerjik ilaçlar

* İnce lastik eldivenler

* Yaraları temizlemek için antiseptik solüsyonlar

* Yaralara sürülmek üzere antibiyotikli kremler

* Yanık ve yaralarda yapışmayan, yağlı tül bandaj

* Mikroplu atıkları koymak için torba.

* Çengelli iğne; bandajları tutturmak için

* Makas

* Kıymıkları çıkarmak için cımbız.

Sağlıkla kalın...

Read more

Kan Uyuşmazlığı Belirtiler Teşhis Tedavi


Kan uyuşmazlığı adından da anlaşılacağı üzere anne ve babanın kan grupları arasında uygunsuzluk olmasıdır. İnsan kan grupları A, B, AB, ve O olarak 4 türdür. Bunun yanı sıra D faktörü adı verilen Rh faktörü de pozitif ya da negatif olabilir. Anne karnındaki bebeğin uyuşmazlıktan etkilenebilmesi için bebeğin kan grubu ile anneninkinin uyumsuz olması, bebeğin kanının anne kanı ile temas etmesi, ve annenin bağışıklık sisteminin bu duruma cevap olarak antikor üretmesi gerekir. En sık rastlanılan uygunsuzluk Rh uygunsuzluğudur. Bu durumda baba Rh(+) iken anne Rh(-)dir. Eğer bebek de Rh (+) olursa bebeğin kanındaki bu Rh faktörü anne kanına geçer ve annenin bağışıklık sitemi Rh faktörünü ortadan kaldırmak için antikor adı verilen maddeler üretir. Bu nedenle ilk bebek durumdan etkilenmez. Rh uygunsuzluğundan sadece Baba pozitif anne negatif iken söz edilebilir. Baba negatif anne pozitif ise uyuşmazlık önemli değildir.

Etki Mekanizması
Rh uygunsuzluğu varlığında (anne (-) baba (+)) eğer bebek de pozitif ise doğum esnasında anne kanı ile bebeğin kanı temas eder ve anne kanına Rh faktörü geçer. Anne buna anti Rh üreterek cevap verir. Bir sonraki bebek eğer Rh (+) olur ise anne kanındaki bu anti Rh lar bebeğe geçer ve bebeğin kanında çökelmelere neden olur. Bazı durumlarda anne ve bebek kanı doğumdan önce de temas edebilir. Bu durumlar

Amniyosentez
Düşük
Gebelik sırasında fazla miktarda kanamalardır

Bazen Rh(-) bir kadına hata ile Rh(+) kan verilebilir. Bu durumda ortada gebelik yokken bile kadının kanında anti-Rh antikorlar bulunabilir ve ilk bebek uygunsuzluktan etkilenebilir.

Belirtiler
Kan uyuşmazığında eğer bebek etkilenmiş işe anneden geçen anti-Rh lar bebeğin kan hücrelerinin parçalanmasına ve çökelmesine neden olur. Bu durumda bebekte kansızlık yani anemi görülür. Buna bağlı olarak ultrasonda bebekte hidrops adı verilen durum tespit edilir. Bebekteki anemi sonucu kalp yetmezliği ve vücut boşuklarında biriken sıvı hidrops tablosunun nedenidir. Hastalığın şiddetine ve yok edilen kan hücrelerinin miktarına bağğlı olarak bebekte anne karnında ölüm de dahil olmak üzere her türlü distres belirtisi görülür.

Teşhis
Kan uyuşmazlığının teşhisi için hem anne hem de baba adayının kan grubunun bilinmesi önemlidir. Eğer anne Rh (+) ise babanın kan grubu önemini yitirir. Gebelik takibi esnasında annenin kanında normalde olmaması gereken anti-Rh aranır. Bu teste indirek coombs adı verilir. Doğum sonrası bebekte anneden geçen antikorların aranmasına ise direk coombs testi adı verilir. Bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenip etkilenmediğini anlamak için ayrıca kordosentez de yapılabilir.

Tedavi
Kan uyuşmazlığında amaç annenin Rh pozitiflere karşı antikor oluşturmasını engellemektir. Bu nedenle kan grubu Rh(-) eşi Rh (+) olan gebelere 28. haftada anti-D iğnesi yapılmalıdır. Bu ilaçlara halk arasında uyuşmazlık iğnesi adı verilir. Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden anti-D yapılmalıdır.

Benzer şekilde düşük, dış gebelik, kürtaj gibi durumlarda da müdahaleden hemen sonra anti-D yapılmalıdır. Tanısal amaçlı girişimler olan amniyosentez, kordosentez, CVS gibi işlemleri takiben anti-D yapılması gebeliğin sağlıklı devamı açısından son derece önemlidir

Yazar:
Hasta Rehberi.com
Read more

Sezaryenmı ? Yoksa normal Dogummu Sizin İçin En Doğru Olanları


Bebeğiniz ve Sizin İçin En Doğru Olanlar

Anne adaylarının çoğu sezaryeni seçiyor. Oysa normal doğum bebek ve anne için daha yararlı. Üstelik sanıldığı kadar zor da değil.

Hangi doğum sağlıklı?

Türkiye?de kadınların yüzde 80?i sezaryenle doğum yapıyor. ABD?de ise bu oran sadece yüzde 20. Doktorlar kadınların sezaryeni tercih etme nedeni olarak korkuyu gösteriyor. Sağlık ve maliyet açısından bakıldığında normal doğum sezaryene göre çok daha avantajlı.

Memorial Hastanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Arzu Özgeneci, yurtdışında hamilelik eğitim programlarının bulunması, sezaryenin sigorta kapsamı dışında olmasının normal doğumun tercih edilmesinde etkili olduğunu söyledi.

Neden sezaryen?

Sezaryene büyük bir ameliyat gibi bakılması gerektiği belirtilirken anne ve bebeğin koşullarının uygun olması halinde normal doğum yapılması öneriliyor. Bazı anne ve babalar çocuğun burcunun istedikleri gibi olması için veya doğumu daha önceden belirledikleri özel bir güne denk getirmek için sezaryene başvurabiliyor.

Normal doğumun avantajı

Sezaryenin hem annenin hem de bebeğin anestezi almak olduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Dr. Arzu Özgeneci, normal yolla doğumun avantajlarını şöyle sıraladı:

"Bebek annenin karnındayken, su içinde yüzer pozisyondadır ve bu nedenle akciğerleri suyla dolmuştur. Normal doğumda önce bebeğin kafası, ardından basınçla göğüs kafesi çıkar. Bu sırada bebeğin ciğerlerindeki sıvı boşalır ve ağlamaya başlar. Ağlamayla birlikte akciğerlere hava gider. Oysa sezaryende basınç olmadığı için bebek ciğerlerindeki suyu atmadan doğuyor. Sezaryenle doğan bebek, normal yolla doğan bebeğe oranla üç gün boyunca daha hızlı nefes alıp veriyor ki ciğerlerindeki sıvıyı atabilsin. Ayrıca sezaryen yöntemiyle doğumda bebek anestezi aldığı için uyanmıyor, emzirmeye daha geç başlanıyor. Oysa ki ideal olan, bebeğin doğduktan sonra ilk yarım saatte emzirilmesidir." Dr. Özgeneci, gerekmedikçe sezaryenle doğum yapmanın annenin sağlığını da olumsuz etkileyebilecek yönleri olduğunu şöyle anlattı: "Doğumdan sonra ağrı olduğu için anne hayata geç başlayabiliyor. Normal doğum yapan anne ve bebeği yaklaşık 24 saat sonra taburcu edebilirken, sezaryende bu süre 72 saattir. ?Bebeğin sarılığı var mı, solunumu iyi mi, annede bir sorun görülüyor mu?? Bütün bu risklerin düşünülmesi gerekiyor. Sezaryenle doğum yapan annelerin uzun süre ağır işlerden kaçınması gerekiyor. Çünkü dikiş yerlerinde ağrılar da oluyor. Sezaryenle doğum yapan anneler normal doğum yapanlara göre de daha geç kilo veriyor."

Ağrısız doğum

Anne olmak isteyen çoğu kadının adeta kâbusu olan normal doğum sancıları için ise artık çözüm var. ?Epidural anestezi? adı verilen ve sıklıkla normal doğumda kullanılan bu yöntemle, omurilikten çıkan sinirlerin omuriliği çevreleyen zardan çıktıktan sonra vücuda dağıldığı nokta uyuşturuluyor. Böylece bel ve belin alt kısmı uyuşturuluyor ve ağrı hissedilmiyor. Bölgesel bir anestezi olan bu yöntem sayesinde doğum yapan kadın etrafında olup bitenleri, özellikle bebeğin doğumunu görme şansına sahip oluyor. Tam ağrı kontrolü sağlanabilen ?epidural anestezi?de doğum sonrası 1-2 gün ağrı hissedilmiyor ve hareket edilebiliyor.

?Bavulunuz hazır olsun?

"Anne mutlaka doğum yapacağı yeri önceden görmeli ve bu konuda bilgilenmeli. Hangi hastanede doğum yapacağına karar vermeli anne. Bebek odasını görsün. Çünkü doğduğu an bebeğini teslim ediyor. Doğum yapacağı hastaneyi seçerken anne sütünü destekliyorlar mı, doğar doğmaz bebeği getiriyorlar mı, yoksa mama mı kullanıyorlar bunları öğrenmeli. Çoğu anne, kadın doğumcuları tanıyor ama çocuk doktorunu bilmiyor. Doğumdan önce mutlaka çocuk doktorunu görmeli, konuşmalı ve güven sağlanmalı. Emzirmeyle ilgili kendini hazırlasın. Meme ucu içeri çökükse masaj yaparak dışa doğru çekerek hazırlansın. Anne her zaman doğum yapabilirmiş gibi hazırlıklı olsun. 7?nci aydan itibaren bavulu hazır olsun."

7. ay: Gebeliğe bağlı olarak annede göz kuruluğu görülebilir. Bacaklarda ve belde ağrıların yanı sıra uyumada güçlükler ve nefes darlığı olabilir. Bacaklardaki varislerde artış ve şişme fark edilebilir. Glikoz yükleme testinin yanı sıra kan basıncının ölçülmesi gerekir. Annede var olan rahatsızlıklar (tansiyon vb.) bu aylarda daha da kötüleşebilir. Annenin bu durumuna karşın bebek yağ depolamaya devam eder ve ışığa tepki verebilir. Tat alma duyusu büyük ölçüde gelişen bebeğin kaşları gelişimini tamamlar.

8. ay: Bebek vücut ısısını ayarlayabiliyor ve el-ayak tırnakları yavaş yavaş uzuyor. Beyin ve kemikler hızla gelişiyor. Bu nedenle süt ve süt ürünleri tüketimi artırılmalı, gerekiyorsa kalsiyum ilaçları alınmalı. Bebeğin hareketleri iyiden iyiye artıyor. Bebeğin cildinin altındaki yağ dokusu geliştikçe bebeğin rengi kırmızıdan pembeye doğru döner. Bu arada anne adayı uyuyamaktan ve mide yanmalarından şikâyet edebilir. Hemoroid görülebilir. Sindirim sistemi sorunları için bol sıvı ve lifli yiyecekleri tüketmekte fayda var.

9. ay: Bebek yavaş yavaş doğum pozisyonu alıyor. Zaman zaman bebek hıçkırabilir, o yüzden anne adayı bu hareketlerden ötürü telaşlanmamalı. Bir yandan da bebeğin bağışıklık sistemi gelişmektedir. Bebeğin uykusu da tıpkı büyükler gibidir. Uyurken gözlerini kapar, uyanıkken açar. Annede de hareket yeteneği ve cinsel istek azalır. Halsizlik şikâyetleri artar. Uyuma güçlüğü görülür. Doğuma dair endişeler başlar.

Yazar:
Hanimlar.com
Read more

İnsan Beyni Üzerindeki Anne Sütünün Tesiri


İnsan beyninin ağırlığı ortalama 1300 ile 1500 gram arasında değişmekte ve yaratıklar arasında beyin ağırlığı bakımından balina ve filden sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Fakat beynin ağırlığı gövde ağırlığına kıyaslandığında da, insanın bu hayvanlardan çok üstün bir yerde olduğu görülür. Çünkü insan beyninin ağırlığı, gövde ağırlığının ortalama 1/40?ını; fil beyni 1/560?ını, balina beyni ise vücud ağırlığının 1/15000?ini oluşturmaktadır.

Yeni doğmuş bir çocukta beynin ağırlığı, gövde ağırlığının 1/10?u kadardır. Yetişkinlerdeki 1/40 oranına bakarsak, bu miktarın ne kadar büyük olduğu hemen anlaşılır.

Hayatın ilk 6 ayı süresince bir bebeğin beyin ağırlığı, tam iki kat artarak 330 gramdan 660 grama çıkar. İki yaşına geldiğinde, beyin ağırlığı 1000 gram olur ki, bu da erişkin beyin ağırlığının %75?ine tekâbül eder. İki yaşından sonra ise beyin çok yavaş bir şekilde 10-12 yaşına kadar büyür ve 1300 grama ulaşarak erişkin bir beyin ağırlığını elde eder. O halde ilk 2 yıl, insan hayatında en önemli dönemlerden birisidir ve beyin bu dönemde gelişimini büyük oranda tamamlamaktadır. Bu gelişme esnasında ise bebek, organizmanın yapı taşları olan proteinleri ve bunları teşekkül ettiren aminoasitleri yeterli ve dengeli şekilde almalıdır. Bugün artık kesinlikle biliyoruz ki, bu proteinler en iyi, en dengeli, en kaliteli ve yeterli tarzda sadece anne sütünden alınmaktadır. Bu sebeple ilk altı ay ve ilk iki yıl içinde anne sütünün alınması, hayatî bir önem arzeder. Bu konuda bütün doktorlar fikir birliği içinde olup bebeklere ilk altı ay içinde muhakkak surette anne sütü verilmesini ve her hangi bir ek gıdaya gerek olmadığını söylemektedirler. Ayrıca ?İki yaşını doldurana kadar da diğer gıdalara destek olarak anne sütü verilmeye devam edilmeli? denmektedir.

Anne sütü üzerine sürdürülen tartışmalar uzun yıllar devam etmiş ve araştırmalar neticesinde bu gıdanın mûcizevî tesiri anlaşılarak bütün dünyaya ilân edilmiştir. Hatta bilindiği gibi kutu halindeki çocuk mamalarının üzerine yine en iyi gıdanın anne sütü olduğuna dair ifadeler konmuştur. Cenâb-ı Hak Kur?an?da (Bakara 233, Lokman 14) emzirmenin tam olması için 2 yıl boyunca sürdürülmesini tavsiye ederek Allah (c.c.) kelâmının yüceliğini ortaya koymuştur. Zaten insanı en iyi bilen ve ona en yakın olan da onun yaratıcısı değil midir?
Yazar:
Dç. Dr. Ahmrt Yıldızhan
Read more

Ishalli Çocuga neler yapılmalı


Ishal, yirmi dört saatte üçten fazla sulu diskilama veya anne sütü alan bebeklerde her zamankinden daha sik ve sulu diskilamadir. Dünyada her yil bes yasin altindaki yaklasik 2.2 milyon çocuk ishal nedeniyle ölmektedir. Ishale bagli ölümler siklikla su ve mineral kaybi nedeniyle olmakta ve beslenme durumunun iyi olmamasi ishal ve ishale bagli ölüm riskini arttirmaktadir. Ishalle birlikte çocuklarda kusma , karin agrisi ates de olabilir. Ishal gelisiminde risk faktörleri:

· Ilk 4 ayda anne sütü ile beslenmeme
· Biberon ve emzigin mikroplarla çabuk bulasmasi
· Besinlerin uygun sekilde hazirlanmamasi ve saklanmamasi
· Uygun olmayan su kullanimi, kötü hijyen özellikle kanalizasyon sisteminin bulunmamasi
· Kisiye ait risk faktörleri ( bagisiklik sisteminin zayif olmasi, müzmin hastalik vb.)

Ishalin nedenleri:

Barsak enfeksiyonlari: Virüsler, bakteriler, parazitler ve diger mikroplar
Gida zehirlenmesi
Dis çikarma
Bazi gidalara karsi hassasiyet (alerji)
Gereginden fazla meyve ve meyve suyu (özellikle elma ve üzüm) tüketimi ve diger ishal yapici gidalar
Antibiyotik tedavisi
Üst/alt solunum yolu enfeksiyonlari
Dogustan metabolik hastaliklar

Ishal belirtileri:

* Sulu diski yapma
* Diskilama sikliginin artmasi
* Diski miktarinin artmasi
* Sümükümsü ve/veya kanla karisik diski
* Kusma
* Karin agrisi
* Huzursuzluk

Ishal yilin her mevsimi olabilir. Ancak yazin yiyeceklerin daha çabuk bozulmasi, tatil yerlerinde hijyenik kurallarin tam uygulanamamasi ve beslenme aliskanliklarinin degismesi nedeniyle daha sik görülür.

Bulasma sekilleri:

Enfeksiyon en sik olarak diskinin agiz ve el temasi yoluyla geçer. Ayni zamanda uzun süre bekletilmis besinler, uygun sekilde hazirlanmamis konserveler ve iyi pisirilmemis besinler, kaynagi belli olmayan içme sulari da mikroplari barindirarak ishale neden olur.

Ishalin süresi:

Genellikle birkaç saatten bir kaç güne kadar degisebilir. Daha uzun sürebilmekle birlikte, iki haftadan daha uzun süren ishaller doktor takibi gerektirir.

TEDAVI

Nedenleri farkli olsa da ani baslangiçli ishallerde tedavi yaklasimlari aynidir. Kesinlikle ishal olan bebege doktor onayi olmadan antibiyotik yada diger ilaçlar verilmemelidir. Küçük çocuklarda ishal özellikle kusma varliginda büyük su kayiplarina yol açtigindan 5-7 gün içinde düzelebilecek olan barsak enfeksiyonu yeterli su verilmedigi takdirde öldürücü olabilmektedir. Ishali baslayinca emzirilmesi ve beslenmesi kesilen, sivi verilmeyen çocuklar günde 8 veya daha fazla sulu ishal yapan çocuklar, günde ikiden fazla kusmasi olan çocuklar ve 12 aydan küçük bebekler susuzluk açisindan risk altinda olan çocuklardir.

· Susuzlugu önlemek için bir sivi verin. Ishalli bebekte hem sivi ihtiyacinin hemde kalori aliminin saglanmasi önemlidir. Sivi ihtiyacini en iyi sekilde karsilamak amaci ile ezcanelerde satilmakta olan hazir tozlar (örnegin Ge-Oral toz) kaynatilmis ve sogutulmus suya karistirildiktan sonra yavas yavas, kasikla içirilir.

· Yagsiz çorba, pirinç suyu ile ve seyreltilmis sütle hazirlanmis muhallebi, ayran, elma suyu gibi sivilar susuzlugu önlemek ve kalori ihtiyacini karsilamak için verilebilir. Alti ayliktan küçük ve henüz ek gida baslanmamis bebeklerde emzirme siklastirilir. Bebek aldigi takdirde aralikli kaynatilmis ilik su verilebilir.

· Ne kadar aralikla sivi verilmelidir? Her ishalli diskidan sonra 2 yasin altindakilere yarim veya bir çay bardagi, 2 yasindan büyüklere yarim veya bir su bardagi olup daha fazla içmek isteyen çocuklara alabildigi kadar verilmelidir. Kusmasi olan çocuklarda ayni miktarda sivi iki veya üç dakikada bir bir kasik veya bir yudum seklinde verilmelidir. Kisa zamanda çok miktarda sivi verilmesi veya beslemeye zorlama kusmayi arttirmaktadir.

BESLENMEMEYI SÜRDÜRÜN!

Anne sütüne devam ediniz ve daha sik emdiriniz.
Anne sütü almiyorsa her zamanki mamasina devam edin.
Bebek alti aydan büyük ve ek gida baslanmissa kisa araliklarla enerjiden zengin, protein de içeren yumusak püre seklindeki yiyeceklerden (yogurt, iyi pismis yagsiz et, balik, patates püresi, pirinç lapasi gibi ) taze hazirlayarak veriniz.

Potasyumdan zengin besin olarak muz püresi ve havuç suyu verin veya taze sikilmis meyve suyu içirin. Ishal düzeldikten sonra da iki hafta süreyle bir ögün fazla besleyin.

Ne zaman doktora basvurmali?

Çok fazla sayida ve miktarda diskilama
Su içmeme * çocugun su kaybi belirtileri ( göz yasi olmamasi, gözlerin içe çökük olmasi, cildin kuru ve burusuk olmasi, tükrügün azalmasi) varsa
Tekrarlayan kusmalar
Diskida kan görülmesi
Ates
Idrar çikisinin azalmasi
Verilen mama veya besinlerin bozulmus oldugundan

Yazar:
Dr. Çigdem Arikan, Dr. Mustafa Bakir
Read more

Kisa Boylu Çocuga anlatılma biçimi


Bir bebek nasil büyür ? Bir takim belirtileri saptamak amaciyla çilginca boy ve kilo egrilerini inceleyen titiz ebeveynlerin korkularinin aksine bebek kendisi için normal olan bir düzende büyür. Bir bebegin gelecekteki boy ve agirligi büyük ölçüde döllenme aninda belirlenmistir. Dogum öncesinde içinde yasadiklari kosullari yeterli olan, dogum sonrasinda da sevgiden ve gidadan yoksun birakilmayan bebeklerin çogu eninde sonunda genetik potansiyellerini gerçeklestirirler. Genellikle hayatin ilk üç yilinda büyüme hizinda ve boyunda sapma olmasi çok sik olmayip ebeveyn boylariyla ilgili olup siklikla normaldir. Ufak tefek ebeveynden olan iri bir bebegin büyüme hizi genellikle ikinci yilin sonunda azalmaya baslayarak kendi genetik potansiyeli dogrultusunda devam eder.

Aksine iri anne babasi olup saglikli prematüre bir bebegin büyüme hizi özellikle ilk alti ay içinde çok hizli bir artis gösterir. Özellikle üç yasindan sonra görülen büyüme hizindaki sapmalar anormal olup incelemeyi gerektirir. Ergenlik döneminde büyüme hizinda tekrar hizli bir artis olur. Ergenlik döneminde nihai boya ulasilir.


Normal boy uzamasi genetik, beslenme ve hormonlarin uygun etkilesimi sonucu olur. Hormonlar içinde özellikle büyüme hormonu önemli olup tiroid hormonu, kortizol, seks hormonlari da büyüme üzerine etkileri olan hormonlardir.

Boyun genetik olarak belirlenmesi esas olarak anne ve bebek boylarinin ortalamasina dayanmaktadir. Yapilan arastirmalar erkek çocuklarin bu ortalamanin biraz üstüne kiz çocuklarinin da biraz altinda kaldiklarini göstermektedir.

Büyüme egrileri doktorlara bebegin hangi noktada normalden ayrildigi konusunda, anne ve babanin ölçüleri ( boy ve kilo) çocugun beslenme durumu ve genel saglik durumu da dikkate alinarak, inceleme gerekip gerekmedigi konusunda yol gösterirler. Ilk yil boyunca büyüme siçramalar halinde gerçeklestigi için büyümenin çok az ya da çok fazla oldugunu gösteren tek bir ölçüm önemli olmayabilir. Yine de bir uyari olarak dikkate almalidir.
· Boyun 3. persentil altinda olmasi
· Büyüme hizinin yavas olmasi (örnegin 4-10 yas arasinda yilda 5 cm altinda olmasi)
· Boy büyüme egrilerinde düsme olmasi
· Büyüme hizinin
··· 2-3 yasta yilda 8 santimetreden kisa olmasi
··· 3-4 yasta yilda 7 santimetreden kisa olmasi
··· 4-9 yas arasinda yilda 5 santimetreden az olmasi
· Anne baba boyuna göre çocugun beklenen boyunun kisa olmasi
"boy kisaligi" olarak tanimlanmaktadir.


Boy kisaliklari genel olarak
*normal boy kisaliklari
*normal olmayan boy kisaliklari olarak ikiye ayrilir.


Normal boy kisaliklari ise kendi içinde genetik ve ailesel tipte boy kisaligi olarak iki sekilde görülebilir.
1- Iyi beslenen kilosu normal veya normalin üstündeki çocuklarda büyümenin yavaslamasi:
Bunlar genellikle hormonal bozukluklari olan çocuklardir. Bu çocuklarda hormonal tetkiklerin yapilmasi gerekir.
2- Zayif çocukta büyüme hizinin yavaslamasi:
Kilosu yasina göre düsük olan çocukta boyun kisa olmasinda tibbi durumlarin düsünülmesi gerekmektedir. Örnegin:
· Uzun süreli ishal olmasi
· Sindirim sistemi hastaliklari
· Böbrek hastaliklari
· Beslenme bozukluklari
· Diger sistemik hastaliklar

· Kisa boylu ama büyüme hizi normal olan çocuk:
Bu çocuklar genellikle ailesel veya genetik olarak boy kisaligi olan çocuklardir.
· Ailesel boy kisaliklarinda özellikle ilk 3 yasta büyüme hizlarinda yavaslama olur, genellikle kilo alimi ve boy uzamasindaki azalma birbirine paralel seyreder. Ergenlik öncesi dönemde normal veya normale yakin büyüme hizi gösterirler. Bu çocuklarda kemik gelisimi ve ergenlik dönemine girme de gecikir. Ergenlikte nihai boylarina ulasmakla birlikte ebeveyn boyundan daha kisa olurlar. Bu çocuklarda baska hiçbir tibbi anormallik yoktur. Ailelerinde de benzer büyüme özelligi saptanir. Erkeklerde daha sik olmak üzere kiz çocuklarinda da görülür.
· Genetik boy kisaliklarinda çocuklarin dogumda boyu ve kilosu normal olup bunlarda büyüme hizi ilk 2 yasta azalip daha sonra genetik potansiyellerine uygun büyüme egrisine paralel gider. Nihai boylari anne baba boylarina uygundur. Ergenlik baslama yasi normal olup kemik gelisimleri yaslarina uygun seyreder.


Nihai boy için formül:

Sonuç olarak büyüme sürekli bir olay olup bir çok faktör boyun uzamasina etki eder. Tek bir ölçüm yerine en az 6 aylik periyotlarla ayni yerde ve kisi tarafindan yapilan ölçümlerde , büyüme hizinda veya boy egrilerinde sapma varsa ileri tetkik ve arastirmalarin, çocuk endokrinoloji uzmaninca degerlendirilmesi gerekir.


Yazar:
Dr. Çigdem Arikan, Dr. Mustafa Baş
Read more