ÇOCUKLARINIZA GÜZEL İSİM KOYUNUZ.Önce çocuklara İslami isim koymak gerekir. Bu her anne-babanın çocuğuna karşı olan görevlerinden biridir.Bir ismin güzel olması için mutlaka Kur’an-ı kerimde bulunması gerekmez.çocuğa verilecek ismin Arapça olması ya da bu ismin Kuran'da geçmesinin şart değildir, isim koyarken yadırganmayacak anlamlı olanların tercih edilmesi gerekmektedir "İsim koyarken dini bir merasim yoktur" baba ya da aile büyüklerinden birinin çocuk doğduğunda sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okumasının sünnettir."çoçuğunuza yadırganmayacak anlamlı isimler koyun".
 

Çocuk eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kisa Boylu Çocuga anlatılma biçimi


Bir bebek nasil büyür ? Bir takim belirtileri saptamak amaciyla çilginca boy ve kilo egrilerini inceleyen titiz ebeveynlerin korkularinin aksine bebek kendisi için normal olan bir düzende büyür. Bir bebegin gelecekteki boy ve agirligi büyük ölçüde döllenme aninda belirlenmistir. Dogum öncesinde içinde yasadiklari kosullari yeterli olan, dogum sonrasinda da sevgiden ve gidadan yoksun birakilmayan bebeklerin çogu eninde sonunda genetik potansiyellerini gerçeklestirirler. Genellikle hayatin ilk üç yilinda büyüme hizinda ve boyunda sapma olmasi çok sik olmayip ebeveyn boylariyla ilgili olup siklikla normaldir. Ufak tefek ebeveynden olan iri bir bebegin büyüme hizi genellikle ikinci yilin sonunda azalmaya baslayarak kendi genetik potansiyeli dogrultusunda devam eder.

Aksine iri anne babasi olup saglikli prematüre bir bebegin büyüme hizi özellikle ilk alti ay içinde çok hizli bir artis gösterir. Özellikle üç yasindan sonra görülen büyüme hizindaki sapmalar anormal olup incelemeyi gerektirir. Ergenlik döneminde büyüme hizinda tekrar hizli bir artis olur. Ergenlik döneminde nihai boya ulasilir.


Normal boy uzamasi genetik, beslenme ve hormonlarin uygun etkilesimi sonucu olur. Hormonlar içinde özellikle büyüme hormonu önemli olup tiroid hormonu, kortizol, seks hormonlari da büyüme üzerine etkileri olan hormonlardir.

Boyun genetik olarak belirlenmesi esas olarak anne ve bebek boylarinin ortalamasina dayanmaktadir. Yapilan arastirmalar erkek çocuklarin bu ortalamanin biraz üstüne kiz çocuklarinin da biraz altinda kaldiklarini göstermektedir.

Büyüme egrileri doktorlara bebegin hangi noktada normalden ayrildigi konusunda, anne ve babanin ölçüleri ( boy ve kilo) çocugun beslenme durumu ve genel saglik durumu da dikkate alinarak, inceleme gerekip gerekmedigi konusunda yol gösterirler. Ilk yil boyunca büyüme siçramalar halinde gerçeklestigi için büyümenin çok az ya da çok fazla oldugunu gösteren tek bir ölçüm önemli olmayabilir. Yine de bir uyari olarak dikkate almalidir.
· Boyun 3. persentil altinda olmasi
· Büyüme hizinin yavas olmasi (örnegin 4-10 yas arasinda yilda 5 cm altinda olmasi)
· Boy büyüme egrilerinde düsme olmasi
· Büyüme hizinin
··· 2-3 yasta yilda 8 santimetreden kisa olmasi
··· 3-4 yasta yilda 7 santimetreden kisa olmasi
··· 4-9 yas arasinda yilda 5 santimetreden az olmasi
· Anne baba boyuna göre çocugun beklenen boyunun kisa olmasi
"boy kisaligi" olarak tanimlanmaktadir.


Boy kisaliklari genel olarak
*normal boy kisaliklari
*normal olmayan boy kisaliklari olarak ikiye ayrilir.


Normal boy kisaliklari ise kendi içinde genetik ve ailesel tipte boy kisaligi olarak iki sekilde görülebilir.
1- Iyi beslenen kilosu normal veya normalin üstündeki çocuklarda büyümenin yavaslamasi:
Bunlar genellikle hormonal bozukluklari olan çocuklardir. Bu çocuklarda hormonal tetkiklerin yapilmasi gerekir.
2- Zayif çocukta büyüme hizinin yavaslamasi:
Kilosu yasina göre düsük olan çocukta boyun kisa olmasinda tibbi durumlarin düsünülmesi gerekmektedir. Örnegin:
· Uzun süreli ishal olmasi
· Sindirim sistemi hastaliklari
· Böbrek hastaliklari
· Beslenme bozukluklari
· Diger sistemik hastaliklar

· Kisa boylu ama büyüme hizi normal olan çocuk:
Bu çocuklar genellikle ailesel veya genetik olarak boy kisaligi olan çocuklardir.
· Ailesel boy kisaliklarinda özellikle ilk 3 yasta büyüme hizlarinda yavaslama olur, genellikle kilo alimi ve boy uzamasindaki azalma birbirine paralel seyreder. Ergenlik öncesi dönemde normal veya normale yakin büyüme hizi gösterirler. Bu çocuklarda kemik gelisimi ve ergenlik dönemine girme de gecikir. Ergenlikte nihai boylarina ulasmakla birlikte ebeveyn boyundan daha kisa olurlar. Bu çocuklarda baska hiçbir tibbi anormallik yoktur. Ailelerinde de benzer büyüme özelligi saptanir. Erkeklerde daha sik olmak üzere kiz çocuklarinda da görülür.
· Genetik boy kisaliklarinda çocuklarin dogumda boyu ve kilosu normal olup bunlarda büyüme hizi ilk 2 yasta azalip daha sonra genetik potansiyellerine uygun büyüme egrisine paralel gider. Nihai boylari anne baba boylarina uygundur. Ergenlik baslama yasi normal olup kemik gelisimleri yaslarina uygun seyreder.


Nihai boy için formül:

Sonuç olarak büyüme sürekli bir olay olup bir çok faktör boyun uzamasina etki eder. Tek bir ölçüm yerine en az 6 aylik periyotlarla ayni yerde ve kisi tarafindan yapilan ölçümlerde , büyüme hizinda veya boy egrilerinde sapma varsa ileri tetkik ve arastirmalarin, çocuk endokrinoloji uzmaninca degerlendirilmesi gerekir.


Yazar:
Dr. Çigdem Arikan, Dr. Mustafa Baş
Read more

Kilo Almayan Çocuk nedenleri ve yaklaşım


Çocukluk çaginda sik karsilasilan problemlerden biri olup özellikle ilk 3 yasta görülür. Çocugun büyümesinin izlemi her toplumun kendi çocuklarina göre düzenledigi büyüme egrilerinden takip edilir. Ülkemizde bu amaçla kullanilan Türk çocuklari büyüme egrileri bulunmaktadir.

Çocugun kilosunun yasina uygun olmamasi tek basina olabilecegi gibi boy kisaligi ile birlikte de olabilir. Ayrica ailesel büyüme gecikmesi veya genetik faktörler de az kilo ve boy kisaligina neden olabilir. Tüm sosyoekonomik düzeylerde görülmekle birlikte ekonomik geliri çok düsük ailelerin çocuklarinda daha sik olarak karsimiza çikmaktadir. Kilo alamama yakinmasi ile basvuran çocuklarin %80'inin 18 aydan küçük oldugu görülürken, %1'inin de zayiflik ve/ veya boy kisaligi ile çocuk polikliniklerine getirildikleri bilinmektedir.

Büyüme anne karninda baslayarak ergenlik döneminin sonunu kadar devam eden bir süreçtir. Büyüme sabit bir hizla devam etmez. Süt çocuklugu döneminde ve ergenlik döneminde yasamin diger periyotlarina göre büyüme hizi artmistir. Çogu bebek ilk sene sonunda dogum kilosunu üç katina ulasir.

Ikinci yil ise bu artis Dogum kilosunun dörtte bire iner. Dolayisiyla bebegin istahi da buna paralel olarak azalir. Oyun çaginda ise artmis aktiviteye bagli olarak enerji gereksinimi artar. Uygun kalori saglanamazsa kilo aliminda duraklama ve kilo kaybi olabilir.

Sigara kullanma, gebelik esnasinda hastalik geçirme gibi nedenlerle anne karninda yeterince gelisemeyen bebekler yasamin ilk yillarinda bu farki kapatmak için fazlaca kaloriye ihtiyaç duyarlar. Bu bebekler ilk yilda aldiklari fazla kilo artisini daha sonraki yillarda kendi normallerine göre sürdürürler.

Büyümedeki normaller tamamen bireysel olup, çocuklar uygun beslenme ve uygun sosyal, psikolojik kosullarda genetik olarak belirlenmis hedefe ulasirlar. Bu nedenle dogumdan itibaren hiç bir problemi olmayan, büyüme egrisinde sapma olmayan, boyu ve kilosu orantili olan ama zayif görünen çocuklari daha sisman ve daha uzun boylu yapma çabasina girmek gereksiz ve yanlistir. Her seyden önemlisi bu tür arayislar normal giden gelisimde sapmalara neden olur. Çocuklari kiyaslamak son derece hatali bir davranistir.

Yetersiz Tarti Alimi Nedenleri :
· Yetersiz beslenme (en sik neden )
· Ilgi eksikligi · Kronik hastaliklar
· Akut hastaliklardan sonra (örnegin ishal, anjin, kulak iltihabi vb. sonrasi)
· Alinan besinlerin bagirsaklardan emilmemesi
· Demir eksikligi, toprak, kil, kagit yeme aliskanligi
· Dogumsal hastaliklar
· Ölçüm farkliliklari
··· Bebegin yeni beslenmis olmasi
··· Farkli tartilarin kullanilmasi
··· Bebegin giyinik tartilmasi


Çocuklarin çogunda ciddi bir hastalik olmayip çogu zaman yetersiz beslenme, özellikle ilk bir yas içinde bebegin ihtiyaçlarinin yeterince anlasilamamasi nedeniyle kilo alamamanin sik nedenidir. Bebegin agirlik egrisinde bir kaç aydir düsme varsa ve bu kayip sonraki ayda bir siçrama ile telafi edilmiyorsa yetersiz beslenme yönünde uyaricidir.

Anne sütü ile beslenen bir çocukta :
Bebek çok sik araliklarla emiyorsa bu, gereksindigi besini aliyor anlamina gelmeyebilir. Tam tersine yeterince beslenemedigi için sürekli emmeye ve beslenmeye çalisiyor olabilir. Bu durum geçicidir. Bebek büyüme sürecine girdiginde aldigi süt miktarini arttirmaya çalisir. Ayrica anne sütü rezervinin yetersiz oldugu anlamina da gelebilir.

Anne sütünün yeterli olup olmadigini anlamanin bir kaç yolu vardir:

Bebegin diski sayisi, rengi, kivami
Bezinin her beslemeden önce islak bulunmasi
Bebegin yutkunurken yutma sesi çikarmasi,
Meme emdikten sonra bebegin mutlu ve halinden memnun olmasi
Annenin sütü geldiginde gögüslerinin sismesi
Bir meme emzirilirken diger memeden kendiliginden süt gelmesi
Kilo aliminin yasi ile orantili olarak devam etmesi
Bütün bunlarin bulunmasina ragmen kilo alma problemi varsa asagidaki sorunlar arastirilmalidir.

Bebek yeterince emzirilmiyor olabilir. Günde en az sekiz kez beslemek gerekir. Gün boyunca üç saatten fazla veya gece boyunca 5 saatten fazla ara vermeyin
Bebekte emmeyi engelleyen gelisim kusurlari olabilir. Özellikle zayif emen, çabuk yorulan bebeklerde düsünülmelidir.
Annenin meme basinda çatlaklari, enfeksiyon, meme uçlarinin içe dönük veya düz olmasi bebegin memeyi kavramasini güçlestirir. Bu açidan dikkat edilmelidir.
Süt gelmesi fiziksel bir olaydir ve zihinsel durumunuz bu olayi engelleyebilir. En rahat hissedilen ortamda emzirilmelidir. Yeterli süt gelmemesi kiloda duraklamaya yol açar.
Bebek emme tatminini emzik gibi bir yerden sagliyor olabilir. Bu durumda gögüslere olan ilgisini kaybeder. Ayrica destekleyici nitelikte su verilmesi de istahini azaltarak emmesini engeller.
Beslenme sonrasi gazin çikarilmasi bebegi rahatlatir ve istahini arttirir.

Biberonla beslenen bebeklerde hangi türde mama kullanildigi, nasil hazirlandigi, gün içinde kaç kez ve hangi miktarda verildigi önemlidir. Beslenme sonrasi kusan bebeklerde veya aldigi besin agzina gelen bebeklerde istah azalmasi ve beslenmeyi reddetme görülebilir. Kilo alimini engelleyen böyle bir durum varliginda doktora basvurulmalidir.

Anne sütü alirken gayet güzel kilo alan bebekler ek gidalarin özellikle de kati pürtüklü gidalarin verilmeye baslamasiyla beslenmeyi reddedebilir. Bu durum geçici olup zorlamadan alistirarak azar miktarda yeni besinlerin tanitilmasiyla asilabilir. Ayrica yine ek gidalarin baslanmasiyla ishal, kusma gibi belirtiler ortaya çikabilir. Bu durumda tibbi bir problem olasiligi nedeniyle doktora basvurulmalidir.

Oyun çagi dönemindeki çocuklarin dikkatini toplamalari özellikle de uzun süreli sofra basinda oturmalari oldukça güçtür. Anne babalarin çocuklarini uzun süreli oturmaya zorlayarak yemeklerini bitirmelerini beklemeleri çocuklarda yemege karsi ilgisizlik yaratir. Ayrica yemek sirasinda televizyon vb. dikkat çekici aktiviteler de çocugun yeme aliskanliklarini olumsuz etkiler.

Beslenme aralarinda veya ana ögüne yakin verilen abur cubur besinler de çocugun istahini azaltarak kilo alimini engeller. Sürekli meyve suyu içen çocuklar beklenildiginin aksine siska ve zayif çocuklardir. Çocuklari oyalamak için ellerine bisküvi, çikolata vb. besinlerin verilmesi oldukça yanlistir. Artmakta olan bagimsizlik duygulari da önlerine konulan yemege karsi reaksiyon göstermelerine neden olabilir.

Büyümekte olan çocuklar yemek masasinin hakimini kendileri oldugunu düsünebilir ve farkli lezzet arayisinda olabilirler. Ayrica çocugun düzenli yeme aliskanligi kazanmasi için ailece sofraya oturulmasi ve çocugun bir birey olarak kabul edildiginin gösterilmesi gerekir. Sadece çocugun yedikleriyle ilgilenilmesi, bunu kullanacagi bir silah haline getirebileceginden, bu konuda ölçülü olunmalidir.

Yemesinde problem olmadigi halde kilo alamayan çocuklar ise mutlaka doktora götürülerek, aldigi besinlerin kalorisinin yeterli olup olmadigi, kilo ile boyunun paralel gidip gitmediginin tayin edilerek problemin ne oldugu çözülmelidir. Unutulmamalidir ki çok yemekten ziyade verilen yemegin kalori ve protein açisindan kalitesi önemlidir.

· Kusma, ishal vb. hastalik belirtileri varsa
· Halsiz ve bitkinse, soluk görünüyorsa
· Boy uzamasi da durakladiysa
· Gelisim basmaklarinda (oturma, kalkma, yürüme vb.) gerilik varsa
· Saçlari ve cildi sagliksiz görünüyorsa
· Annesiyle iyi iliskide degilse
· Okul basarisizligi varsa

Yazar:
Dr. Çigdem Arikan, Dr. Mustafa Bakir
Read more

Anne Sütünü Artırmanın Yolları


Anne sütünün üstünlüğü tartışılmaz.

İlk 4-6 ayda anne sütü, bebek için gerekli tüm besinleri içerir ve beraberinde başkaca bir gıda verilmesi gereksizdir.

Emzirme, anne ile bebek arasındaki ilişki kalitesinin en yüksek seviyede olmasını sağlayan psiko-sosyal ortamı yaratır. Anne sütü ile beslenen çocuklarda bulaşıcı hastalıklar daha seyrek görülür.

Ayrıca anne açısından bakıldığında ise, annede meme ve yumurtalık kanseri gelişme olasılığını azalttığı saptanmıştır.

Bebeğinizin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan en iyi şekilde korunmasını istiyorsanız; bebeğinize mutlaka anne sütü vermelisiniz, yani doğal beslenmeden uzaklaşmamalısınız. Ayrıca her annenin kendi sütü bebeğinin erken, zamanında veya geç olarak doğmuş olmasına bağlı olarak içeriği değişmekte; sonuçta: her annenin sütü özellikle kendi çocuğunun en ideal besin kaynağı olmakta ve başkaca hiç bir besin onun yerini dolduramamaktadır.

Ancak annelerin büyük bir çoğunluğu, önemli bir yanılgıya düşmektedirler, bunun en büyük sebebinin annelerin bebeklerine karşı duydukları aşırı sevgi ve koruma isteğine bağlı olmasına karşın, sonuçta bebeklerine istemeden çok büyük bir zarar vermektedirler. Bu yanılgı, bebeğin doymadığı kanısıyla ek gıdalara başlanmasıdır. Unutulmamalıdır ki; ağlamanın tek sebebi acıkmak değildir, bunun birçok sebebi olabilir.

Örneğin; bebek daha çok kucaklanmak sevilmek isteyebilir, bazı bebekler memeyi sırf keyif için emmek isterler veya bebeğin bir rahatsızlığı olabilir (gaz sancısı, ateş vs.). Bebeğinize kendi sütünüzün yetmediğine lütfen tek başınıza karar vermeyiniz, bu karar için aile büyüklerinizle ve en önemlisi bebeğinizin doktoru ile görüşmelisiniz.



Sütünüzün Yeterince Gelmesi İçin Azami Dikkat Göstermeniz Gereken Konular

1. Kendinizi psikolojik olarak emzirmeye hazırlamak, ayrıca emzirme eğitimi ile birlikte meme başının süt vermeye hazır hale getirilmesi için gerekli egzersizleri öğrenmek ve uygulamak için doğumdan önce mutlaka bir çocuk hekimine gitmelisiniz.

2. Sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, bebeğinizi doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirmelisiniz.

3. Doğduğu andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Yenidoğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.

4. Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durum da daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdaları, bebek 4-6 aylık olmadan başlamamak gereklidir.

5. Başkaca sıvılar vermek için biberon kullanılmamalıdır, bebeğin meme emmesini tümüyle kesebilir. Biberonun gerektirdiği emme şekli meme emilmesinden daha farklı ve kolay olduğu için biberonu tercih etmelerine neden olabilir.

6. Geceleri emmek isteyen bebeği annenin emzirmesi çok önemlidir. Bu durum hem bebeğin psikolojik dengesinin sarsılmaması hem de annenin süt veriminin artması açısından son derece önemlidir. Geceleri emzirmenin anne açısından güçlüğü ve nahoş durumu nedeniyle babanın ve aile büyüklerinin bu konuda anneye yardımcı ve destek olması çok yararlı olacaktır. Zaten bu nahoş durum 2. ayın sonuna doğru yavaş yavaş ortadan kalkacak ve geceleri emme ihtiyacı azalacaktır. Ancak bu konuda bazen aileler büyük bir yanlışlık yapmaktadırlar. Geceleri emzirmek yerine biberon ile beslemektedirler. Böylece hem annenin süt verimi azalmakta, hem çocuğa mikrop kaynağı olabilecek doğal olmayan beslenme yapılmakta, hem de bebek en yararlı olan anne sütünden mahrum bırakılmaktadır.

7. Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de özel bir önem göstermelidir. Emziren anne, günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içmeli veya yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini yemelidir. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir. Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir. Ayrıca sütünün az geldiği düşüncesinde olan annelerin şekerli gıdalardan ( pekmez, bal, reçel gibi...) daha fazla tüketmesi tıbben tam kanıtlanmış olmamakla birlikte faydalı olacaktır.

8. Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesi de son derecede önemlidir.

9. Her emzirmede, bir önceki beslenmede en son verilmiş memeden başlanmalıdır.

Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık 20-30 dakika sürmelidir.
Yazar:
Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut KILINÇ,
Read more